Ehmedê Xanî Biyografisi
Ahmed-i Hani (Kurdî: Ehmedê Xanî) (doğum. 1650,
Han Köyü, Çukurca, Hakkari - ölüm. 1707,
Doğubeyazıt, Ağrı) 17. yüzyılda yaşamış Kürt edip,
şair,tarihçi ve mutasawıf. Yaşadığı yörede zaman
zaman şeyh olarak kabul edilmiş, halk arasında Hani
Baba adıyla da anılmıştır. Ayrıca,molla (Molla-Mele
Ahmed) olarak da tanınmaktadır. Hânî Aşiretinden
olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî
(Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır. Doğu Beyazıt
medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında
kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve
Türkçe) bilen Hanî, eserlerini, dönemin tercih edilen
edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.
Han Köyü, Çukurca, Hakkari - ölüm. 1707,
Doğubeyazıt, Ağrı) 17. yüzyılda yaşamış Kürt edip,
şair,tarihçi ve mutasawıf. Yaşadığı yörede zaman
zaman şeyh olarak kabul edilmiş, halk arasında Hani
Baba adıyla da anılmıştır. Ayrıca,molla (Molla-Mele
Ahmed) olarak da tanınmaktadır. Hânî Aşiretinden
olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî
(Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır. Doğu Beyazıt
medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında
kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve
Türkçe) bilen Hanî, eserlerini, dönemin tercih edilen
edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.
En bilinen eseri, 17. yüzyılda Kürtçe'nin Kurmancî
lehçesiyle yazdığı "Mem û Zîn"dir. Xanî, Mem û Zîn adlı
eserinde, Emir Zeynettin'in güzellikleriyle dillere destan
olan Zîn ve Stî adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser,
aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.
lehçesiyle yazdığı "Mem û Zîn"dir. Xanî, Mem û Zîn adlı
eserinde, Emir Zeynettin'in güzellikleriyle dillere destan
olan Zîn ve Stî adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser,
aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.
Eserleri:
- Nûbehara Biçûkan
- Eqîdeya Îmanê
- Şiir Dîvanı
- Mem û Zîn
Mehmed Uzun'un Biyografisi
1977 yılından beri İsveç'te yaşayan Uzun, Kurmanci, Türkçe ve İsveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı. 1985 yılından bu yana romanlarını kaleme alan Uzun hakkında, Türkiye'de çok sayıda dava açıldı. 1981'de Türk vatandaşlığından atıldı ve 1992 yılına kadar Türkiye'ye gelemedi.
Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca İsveç Pen Kulübü ve Uluslararası Pen Kulüp'te aktif çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesi olan Uzun'un bugüne kadar çok sayıda Kürtçe roman yazdı.
Mehmed Uzun, "Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık" romanı ve "Nar Çiçekleri" adlı deneme kitabı ile ilgili olarak 2001 baharında yargılandı.
Yakalandığı mide kanseri nedeniyle uzun süre tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 Ekim 2007 günü Diyarbakır'da yaşamını yitirdi.
13 Ekim günü Diyarbakır Ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, cami önündeki kalabalığa sırasıyla Yaşar Kemal, Şerafettin Elçi,Ahmet Türk ve Osman Baydemir'in yaptığı konuşmaların ardından Mardinkapı Mezarlığı'na defnedildi.
Eserleri:
- Tu (Sen), Roman, (1985)
- Mirina Kalekî Rind (İyi Bir Yaşlının Ölümü), Roman, (1987)
- Siya Evînê (Yitik Bir Aşkın Gölgesinde), Roman, (1989)
- Rojek ji Rojên Evdalê Zeynikê (Evdalê Zeynikê'nin Günlerinden Bir Gün), Roman, (1991)
- Destpêka Edebiyata Kurdî (Kürt Edebiyatına Giriş), İnceleme, (1992)
- Hêz û Bedewiya Pênûsê (Kalemin Gücü ve Görkemi), Denemeler, (1993)
- Mirina Egîdekî (Bir Yiğidin Destanı), Destan-Ağıt, (1993)
- Världen i Sverige (Tüm Dünya İsveç'te), Edebiyat Antolojisi, M. Grive ile Birlikte, (1995)
- Antolojiya Edebiyata Kurdî (Kürt Edebiyat Antolojisi), Antoloji, iki cilt, (1995)
- Bîra Qederê (Kader Kuyusu), Roman, (1995)
- Nar Çiçekleri, Deneme, (1996)
- Ziman û Roman (Dil ve Roman), Söyleşiler, (1997)
- Bir Dil Yaratmak, Söyleşiler, (1997)
- Dengbêjlerim, Deneme, (1998)
- Ronî Mîna Evîne - Tarî Mîna Mirinê (Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık), Roman, (1998)
- Zincirlenmiş Zamanlar Zincirlenmiş Sözcükler, Deneme, (2002)
- Dicle'nin Sesi I - Hawara Dîcleyê (Dicle'nin Yakarışı), Roman, (2002)
- Diclenin Sesi II - Dicle'nin Sürgünleri, Roman, (2003)
- Ruhun Gökkuşağı, Anlatı, (2005)
Aldığı Ödüller:
- Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü (Türkiye Yayıncılar Birliği, 1985)
- Berlin Kürt Enstitüsü Edebiyat Ödülünü (roman sanatına ilişkin belirleyici katkılarından dolayı)
- Torgny Segerstedt Özgürlük Kalemi Ödülü (edebiyat ve sözün özgürlüğüne ilişkin duruşundan dolayı)
- Stina-Erik Lundeberg Ödülü (İsveç kültür yaşamına sunduğu katkılarından dolayı, İsveç Akademisi, 2002)
Kürt Tarihi ve Uygarlığı ile ilgili 100'e yakın e-book(PDF ve Word) kitabı bilgisayarınıza indirebilir ve okuyabilirsiniz. Herkesin kitaplığında bulunması gereken kitaplar olup arşiv olarak bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz.

1. Ali Kaya - Dersim Tarihi
2. Ali Koyun - Kürt Solu Tartışıyor
3. Amed Tigris - Coğrafya Kurdistanê
4. Amed Tigris - Dîroka Kurd û Kurdistanê
5. Bernard Lewise - Ortadoğu
6. Cemşid Bender - Kürt Tarihi ve Uygarlığı
7. Cemşid Bender - Kürt Uygarlığında Alevilik
8. Celilê Celil - Kürt Siyaset Tarihi
9. Celilê Celil - Şeyh Ubeydulluh Nehrî Ayaklanması
10. David McDowall - Modern Kürt Tarihi
11. Dr Fritz - Kürtlerin Tarihi
12. Ethem Xemgîn - İslamiyete Kadar KÜRDİSTAN TARİHÎ
13. Ehmedê Xanî - Mem û Zîn
14. Ekrem Cemil - Paşa Kürdistan Kısa Tarihi
15. Emir Hasanpur - Kürt diliyle ilgili Devlet Politikaları 16. Eşref Günaydın - Yahudi Kürtler
17. Ethem Xemgîn - Aleviliğin Temelindeki Mazda İnancı ve Zerdüşt
18. Ethem Xemgîn - Kürdistanda Mitoloji ve Dini İnançlar
19. EWC Noel - Kürdistan 1919
20. Faik Bulut - Kürt dilinin Tarihçesi
21. Gürdal Aksoy – Dersim Alevi Kürt Mitolojisi
22. Hasan Cemal - Kürtler
23. Hasan Ünlü - Kürt Önder ve Aydınlarının Biyografileri
24. Hıdır Göktaş - Kürtler(Isyan Tenkil)
25. Hıdır Göktaş - Kürtler Kürtler II Mehabattan 12 Eylüle
26. İhsan Nuri Paşa - Kürtlerin Kökeni
27. Ihsan Nuri Paşa - Ağrı Daği İsyanı
28. İsmail Beşikçi - Tunceli Kanunu 1935 ve Dersim Jenosidi
29. İsmail Beşikçi - Kürtlerin Mecburi İskânı
30. İsmail Beşikçi - PKK Üzerine Düşünceler
31. İsmail Beşikçi - Bilim - Resmi İdeoloji Devlet - Demokrasi
32. İsmail Beşikçi - Cumhuriyet Halk Fırkası Programı (1931) ve Kurt Sorunu
33. İsmail Beşikçi - Devletlerarası Sömürge Kürdistan
34. İsmail Beşikçi - Doğu Anadolu'nun Düzeni
35. İsmail Beşikçi - Orgeneral Muğlalı Olayı - Otuzüç Kurşun
36. İsmail Beşikçi - Kürt Aydını üzerine düşünceler
37. İsmet Siverekli - Kürt İsrail İlişkileri
38. J. Kurdo - Kürt Kültürünün Kaynaklar
39. Jeremy Black - Mezopotamya tanrıları Sözlüğü
40. John S. Guest - Yezidilerin Tarihi
41. Kaniyek Ji Mezopotamyayê N I S Ê B î N
42. Kazım Karabekir - Kürt Meselesi
43. Kemal Kirişçi - Kürt Sorunu Kökeni ve Gelişimi
44. Kemalettin Köroğlu - Eski Mezopotamya Tarihi
45. Minorsky - Kürtler
46. Kürtlere ilişkin batı seyahatname biblografyası
47. Mehmet Altan - Kürtler şeytan soyundan mı?
48. M. Sönmez - Doğu Anadolulun Hikâyesi
49. M. Emin Zeki - Kürdistan tarihi
50. Mayevsriy V.T. - Kürt Ermeni İlişkileri
51. Mehmet Bayrak - Alevilik ve Kürtler
52. Mehmet Uzun - Destpêka Edebîyata Kurdî
53. Mehrdad R İzady - Bir El Kitabı KÜRTLER
54. Mella Mahmudê Beyazıdi - Kürtlerin örf ve Adetleri
55. Muhsin Kızılkaya - Dünden Yarına KÜRTLER
56. MUSA - 1925 KÜRT AYAKLANMASI
57. Musa Anter - Vakayiname
58. Mustafa Barok - Gotinên Pêşiyên kurda
59. Mustafa Gazî - Baweriyên batil ên Kurdan
60. Naci Kutlay - 21 YYa Girerken KÜRTLER
61. Naci Kutlay - İttihat Terakki ve Kürtler
62. Naci Kutlay - Kürt türkülerinde sevda
63. Nergiza Tori - Kürtlede Sanat
64. Oktay Belli - Anzaf Kaleleri ve Urartu Tanrıları
65. Prens Süreyya - Bedirhan Kürt Davası ve Hoybun
66. Qanatê Kurdo - Tarîxa Edebiyata Kurdî
67. Roger Lescot - Memê Alan
68. Rohat Alakom - Kürdoloji Eğitiminin 200 yıllık geçmişi
69. Rohat Alakom - Unutulmuşluğun Bir Öyküsü Saidi Kürdi
70. Rohat Alakom - Yaşar Kemalin Yapıtlarında Kürtler
71. Rohat Alakom - Ziya Gökalp'ın Büyük Çilesi Kürtler
72. S. Ahmet Arsavi - Doğu Anadolu Gerçeği
73. Selim Çürükkaya - Demirci Kawa ve Çağdaş Kawa Destanı
74. Seyfi Cengiz - Dersim ve Zaza Tarihi
75. Sîda - Fablên Kurdî
76. Sîda - Ji Zargotina Kurdî
77. Siraç Bilgin - Barzanî
78. Stig Wikander - Berhevoka Kurdî
79. Suha Bulut - Demirci Kawa’ya Işık
80. Şerefname - Kürt Tarihi
81. Tori - Kürtlede Sanat
82. Tori - Yezidilik ve Yezidiler
83. Ülke İçinde Göç Ettirilen İnsanlar
84. Van Sempozyumu
85. W.A Wilgram - İnsanlığın Beşiği Kürdistan’da Yaşam
86. XWEDA'yên Mezopotamya yê
87. Zeynel -Adıyaman
88. Ziya Gökalp - Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler
89. Zuhdî El Dahoodî – Kürtler
90. Tarık Ziya Ekinci – Kürt Siyasal Hareketinin Sınıfsal Kökenleri
91. Ayşe Hür – Osmanlı’dan Günümüze Kürtler ve Devlet
indirme linki
http://turbobit.net/ch33q4oih0zs.html
Bir Direniş Destanı "Dımdım Kalesi"
Derler ki, atalar onlara bin yıllardan bu yana şu öğüdü salık vermiştir. "Sırtını ya gerçek bir yiğide yaslayacaksın, ya da geçit vermez bir dağa." Ol sebepten ötürüdür ki; o gün bu gündür Kuzey Mezopotamya'nın geçit vermez mekânlarında bu coğrafyanın Kürt, Ermeni, Süryani ve bilcümle sakinleri dağları ve dağlara sırtlarını yasladıkları mekânları 'kale şehirlere' dönüştürerek kendilerini sürdüregelmişler. Dara, Hasankeyf, Mardin,Farqin (Silvan), Amida (Diyarbekir) bugün de yaşayan Mezopotamya coğrafyasının kale şehirleri değil mi?
İşte Dımdım Kalesi de öyle! Güneş henüz iki boy yükselmişken, kale uzaklardan görünende kayalıkların üzerine yapılmış bir atmaca yuvası gibi. Dört bir etrafı rahatça görünebilsin, kale ve kale halkı saldırılardan rahatlıkla korunabilsin diye, kalenin bir tarafı Dımdım Dağı'na yaslanmış. Ve kalenin üç tarafı da çok yüksek surlarla çevrilmiş. İşte destanlara konu olan Dımdım Kalesi'nin mekânsal boyutu böyle.
İran Şahı Abbas, bir Ermeni baş mimara dillere destan bir kale yaptırır. Görenin ağzı açıkta kalacak kabilden bir kale olur. Çağırır mimarı huzura Şah, sorar: "Bu kaleden daha iyisini de yapabilir misin?" Yanıtlar Ermeni mimar: "Elbette, zamanım ve imkânım olursa". Şah tahammülsüzdür. Emir verir. "Sabaha vurdurun kellesini." Gece, birinin yardımıyla kaleden kaçan baş mimar işte o kuş uçmaz kervan geçmez sarp yerdeki Dımdım kalesini yapar ve sonra da o kalenin sakini olur ve hep orda kalır.
Kitabı okurken ciddi geri dönüşler yaşadım, daha liseli yıllarımdan beri hiç unutamadığım 19. yüzyıl Rus klasiklerinden Çerniçevski'nin Ne Yapmalısını anımsadım. O kitapta çok etkileyici bir kişilik vardı: Rahmetov! O denli etkileyici bir kişilik ki, kitabı okuyan bir dolu beni adem hayatı boyunca Rahmetov gibi olmak istemiş. Ama sonradan Rahmetov'un birçok değişik şahsiyetin özelliklerini üzerinde taşıyan ve ancak romanlarda rastlanabilecek türden bir 'roman kahramanı' olabileceğine kanaat getirilmiş. Dımdım Kalesi'nin bugüne dek süregelen hikâyesini bizlere kadar ulaştıran kahraman da Xanoyà Çengzerîn'de (Altın Pençeli Xano) Rahmetov türü kahramanlardan. Xano, kaleyi Ermeni başmimara yaptırırken, kale inşaatında çalışanlara avuçlarla altın dağıtmış. Ve o günden sonra Dımdım Kalesi'nin Kürt sakinlerinin liderinin adı Xanoye Çengzerîn olarak kalmış.
Bütün kararları divanhanesinde halkıyla ve halkının temsilcileriyle alan ve uygulayan Xano'nun, kararlılığı ve direngenliği bir de boyun eğmemesi nedeniyle hiçbir zaman egemenlerle yıldızı barışmamış. Her yıl bir önceki saldırıyı aratırcasına ya Osmanlı ya da İran ordusu sefer düzenler Dımdım Kalesi'ne. Sonuncu seferde artık kurtuluşun imkanı yoktur. Ve Xanoye Çengzerîn ortak kararla kalenin içindekilerle birlikte intiharına ve imhasına karar verir. "Saçını usturayla kesen, perçemine yanmaz" Kürt atasözünün izinde Dımdım Kalesi ve kale halkı bir destan yaratır. İşte o destandır ki Kürt sözlü kültürüne de malzeme olan ve değişik versiyonlarıyla bugüne dek sürdürülerek gelen.
Derler ki, atalar onlara bin yıllardan bu yana şu öğüdü salık vermiştir. "Sırtını ya gerçek bir yiğide yaslayacaksın, ya da geçit vermez bir dağa." Ol sebepten ötürüdür ki; o gün bu gündür Kuzey Mezopotamya'nın geçit vermez mekânlarında bu coğrafyanın Kürt, Ermeni, Süryani ve bilcümle sakinleri dağları ve dağlara sırtlarını yasladıkları mekânları 'kale şehirlere' dönüştürerek kendilerini sürdüregelmişler. Dara, Hasankeyf, Mardin,Farqin (Silvan), Amida (Diyarbekir) bugün de yaşayan Mezopotamya coğrafyasının kale şehirleri değil mi?
İşte Dımdım Kalesi de öyle! Güneş henüz iki boy yükselmişken, kale uzaklardan görünende kayalıkların üzerine yapılmış bir atmaca yuvası gibi. Dört bir etrafı rahatça görünebilsin, kale ve kale halkı saldırılardan rahatlıkla korunabilsin diye, kalenin bir tarafı Dımdım Dağı'na yaslanmış. Ve kalenin üç tarafı da çok yüksek surlarla çevrilmiş. İşte destanlara konu olan Dımdım Kalesi'nin mekânsal boyutu böyle.
İran Şahı Abbas, bir Ermeni baş mimara dillere destan bir kale yaptırır. Görenin ağzı açıkta kalacak kabilden bir kale olur. Çağırır mimarı huzura Şah, sorar: "Bu kaleden daha iyisini de yapabilir misin?" Yanıtlar Ermeni mimar: "Elbette, zamanım ve imkânım olursa". Şah tahammülsüzdür. Emir verir. "Sabaha vurdurun kellesini." Gece, birinin yardımıyla kaleden kaçan baş mimar işte o kuş uçmaz kervan geçmez sarp yerdeki Dımdım kalesini yapar ve sonra da o kalenin sakini olur ve hep orda kalır.
Altın peçeli Xano
Evrensel Yayınları'nın 'Kürt Tarihi ve Kültürü' dizisinin son kitabı Kürtçeden Türkçeye çeviri olarak çıkan Dımdım Kalesi, 17. yüzyılda kale halkı olan Kürtlerin, Osmanlı ve İran ordularına karşı kendilerini koruma amaçlı savaşının tarihi. Kale halkının kendilerine sağladıkları güvenlikli ortamın, refah ve adaletli yönetiminin zalim ve kötü örnek despotların tahammülsüzlüklerine karşı direnişinin tarihi aynı zamanda.Kitabı okurken ciddi geri dönüşler yaşadım, daha liseli yıllarımdan beri hiç unutamadığım 19. yüzyıl Rus klasiklerinden Çerniçevski'nin Ne Yapmalısını anımsadım. O kitapta çok etkileyici bir kişilik vardı: Rahmetov! O denli etkileyici bir kişilik ki, kitabı okuyan bir dolu beni adem hayatı boyunca Rahmetov gibi olmak istemiş. Ama sonradan Rahmetov'un birçok değişik şahsiyetin özelliklerini üzerinde taşıyan ve ancak romanlarda rastlanabilecek türden bir 'roman kahramanı' olabileceğine kanaat getirilmiş. Dımdım Kalesi'nin bugüne dek süregelen hikâyesini bizlere kadar ulaştıran kahraman da Xanoyà Çengzerîn'de (Altın Pençeli Xano) Rahmetov türü kahramanlardan. Xano, kaleyi Ermeni başmimara yaptırırken, kale inşaatında çalışanlara avuçlarla altın dağıtmış. Ve o günden sonra Dımdım Kalesi'nin Kürt sakinlerinin liderinin adı Xanoye Çengzerîn olarak kalmış.
Bütün kararları divanhanesinde halkıyla ve halkının temsilcileriyle alan ve uygulayan Xano'nun, kararlılığı ve direngenliği bir de boyun eğmemesi nedeniyle hiçbir zaman egemenlerle yıldızı barışmamış. Her yıl bir önceki saldırıyı aratırcasına ya Osmanlı ya da İran ordusu sefer düzenler Dımdım Kalesi'ne. Sonuncu seferde artık kurtuluşun imkanı yoktur. Ve Xanoye Çengzerîn ortak kararla kalenin içindekilerle birlikte intiharına ve imhasına karar verir. "Saçını usturayla kesen, perçemine yanmaz" Kürt atasözünün izinde Dımdım Kalesi ve kale halkı bir destan yaratır. İşte o destandır ki Kürt sözlü kültürüne de malzeme olan ve değişik versiyonlarıyla bugüne dek sürdürülerek gelen.

ÖZET:
Bu çalışmayı, insanlığın doğuşuna beşiklik eden coğrafyamızın ve onun değerli halkının kurtuluşu için kahramanca can veren şehitlerimize adıyorum...ÖZGÜR İNSAN SAVUNMASI
İçindekiler
Atina Karma Yeminli Mahkemesi
Yargıç ve Jüri Üyelerine ...................................................................
I. Bölüm
Avrupa macerası ve bir dönemin sonu ..............................................
II. Bölüm
Helen uygarlığı
Kürtler ve Türklerle ilişkisi ...................................................................
III. Bölüm
Komplo ortamının oluşmasında
bazı felsefi ve siyasi yaklaşımlar ..........................................................
IV. Bölüm
Atina komplosu
hukuk devre dışı bırakılarak gerçekleştirilmiştir ............................
V. Bölüm
veya komploya yanıt .........................................................................
Tamamını Okumak İçin: www.abdullah-ocalan.com/savunmalar/2/turkce1.htm
İndirmek İçin: ozgur-insan-savunmasi.pdf
Bir Halkı Savunmak
ÖZET:
Bireysel ve örgütsel yaşamımı üç döneme ayırmak mümkündür. Birinci dönem, anamla kendi toplumsallığımı kendim kurabilmeliyim iddiasıyla başlayıp, önce aileye ve köye karşı gösterilen tepkiden sonra ilkokula gitmeyle başlamıştır. İlkokula başlamak devletleşmeye ilginin ilk ciddi adımıdır. Kişilik komünal toplumdan devletçi topluma doğru bir dönüşümün adımını atar. Şehirleşmeyle birlikte yürür. Şehir değerleri kırsal komünal değerlere göre üstün sayılır. Orta, lise, memurluk ve üniversite son sınıfına kadar okumak devlet adamlığı için ön hazırlıktır. Herkeste bu yaşlarda kati bir şekilde şehir devlet kişiliği hakim olur. Geri bırakılmışlık ve ezilen milliyet konumu devlete tepkiye dönüşür. Sol sempatizanlık aslında adil, eşitçi ve daha kalkınmacı devlet arayışından başka bir anlama gelmez. Kişilik bu dönemde ezici biçimde geleneksel toplumun bağlarından kopartılmıştır. Anacıl komünal, kırsal ve soy toplumu büyük oranda inkara uğramış, bunun yerine kendinde geçmişini inkar eden, küçük gören, devlet ve şehir büyüklüğüne tapınan, gözü kara resmi düzene koşan oldukça marjinal bir kişilik oluşmuştur. Oldukça trajik bir kişilik katliamı yaşanmıştırTamamını okumak için: www.abdullah-ocalan.com/savun..




